anlatmak
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]- Heceleme: an‧lat‧mak
Eylem
[düzenle]anlatmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi anlatır)

- Bilgi vermek.
- Sınıfa girince arkadaşlarımı toplar, dün evde ne yaptığımı, annemin hangi plakları çaldığını, babamın hangi misafirlerinin geldiğini, akşam yemeğinde Fransa'dan gelme taze Avrupa konserve yediğimizi, cumartesi öğle sinemaya gideceğimi, akşam da belki Hilton Oteli'nde kalacağımızı ve bunun gibi her şeyi anlatırdım.— Orhan PAMUK, 1997, “Ödevimi Yaptım Öğretmenim”, Öküz, 33. sayı, s. 7
- Bir konu üzerinde açıklama yapmak, açıklamada bulunmak.
- nakletmek
- Uzak Bir Kıyıda, şairin gelip durduğu yerin, soluk aldığı havanın, baktığı evrenin dilini anlatır gene.— Feridun ANDAÇ, 2025, “"Aşk Sessiz Dolaşır" Gülten Akın Şiirine Yaklaşımlar”, Sözcükler, 118. sayı, s. 14
Çekimleme
[düzenle]Atasözleri
[düzenle]Deyimler
[düzenle]Çeviriler
[düzenle]çeviriler
|
Kaynakça
[düzenle]- Türk Dil Kurumuna göre "anlatmak" maddesi