değer
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Ad
[düzenle]değer (belirtme hâli değeri, çoğulu değerler)
- Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık; fehamet, [[kadir]. kıymet.
- "İnsan bir şeyin değerini ondan yoksun kalınca anlıyor." - Halikarnas Balıkçısı
- (para) Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı; kıymet, paha, valör.
- "Bildiği bütün Fransızcayı toparlayarak vitrindeki kravatın değerini sordu." - Nâzım Hikmet
- Üstün nitelik, meziyet; kıymet.
- Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse.
- "Bence ziyan olmuş, eski deyimiyle heder olmuş bir değerdir." - İhsan Oktay Anar
- (toplum bilimi) Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü.
- "Edebiyat, sanat, fikir, ilim ve başlıca değerlerimize toptan bir bakış lütfeder misiniz, efendim!" - Ahmet Kabaklı
- (felsefe) Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey.
- (matematik) matematik Bir değişkenin veya bilin
Çekimleme
[düzenle]Ön ad
[düzenle]değer
- Uğrunda belli bir bedel ödenecek veya belli bir zahmet göze alınacak nicelik veya nitelikte olan:
- "160 odası olan otelin dekorasyonu ile iç donanımı görülmeye değer bir güzellikteydi." - Adnan Özyalçıner
Eylem
[düzenle]değer
- değmek sözcüğünün bildirme kipi geniş zaman basit üçüncü tekil şahıs olumlu çekimi
Deyimler
[düzenle]Türetilmiş kavramlar
[düzenle]değer analizi, değer artırma, değerbilir, değerbilmez, değer düşümü, değer düşürme, değer düşürümü, değer katma, değer kuramı, değer yargısı, değerler dizisi, artık değer, bağıl değer, eş değer, geçer değer, günlük değer, hazır değer, izafi değer, katma değer vergisi, kayda değer, millî değer, mutlak değer, nominal değer, salt değer, saygıdeğer, taşınır değer, toplumsal değer, ulusal değer, uygun değer, yaklaşık değer, beyan değeri, birleşme değeri, borsa değeri, piyasa değeri, satış değeri, viskozite değeri, sosyal değerler.