İçeriğe atla

katil

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Osmanlı Türkçesi قاتل‎ (kâtil), Arapça قَاتِل‎ (ḳātil)

katil (belirtme hâli katili, çoğulu katiller)

  1. (cinayet) İnsan öldüren kimse.
    • Öldürdüğü güzele ağlayan bu katilin elleri kanlı, fakat gözyaşları temizdi. - E. B. Koryürek
Çekimleme
[düzenle]

Ön ad

[düzenle]

katil

  1. Öldürücü, ölüme neden olan.
    • "Tam bir katil kurşun. Bu kurşun eşinizin kafasını sıyırmakla onu cidden sarsmış ve üzgünüm ama ölürken çok büyük acılar çekmiş." - Emre Şeyda

Türetilmiş kavramlar

[düzenle]

kanlı katil, kiralık katil

Köken 2

[düzenle]

Osmanlı Türkçesi قتل‎ (katl), Arapça قَتْل‎ (ḳatl)

Söyleniş

[düzenle]

katil (belirtme hâli katli, çoğulu katiller)

  1. (cinayet) öldürme
    • Katilden veya başka ağır cürümlerden yatan kendi köylülerinin karşısında, yol parası vermedikleri için hapse düşmüş olmak onlara kim bilir ne hissettiriyordu.
      — 1936, Sabahattin Ali, “Kafa Kâadı”, Ağaç, 1. sayı, s. 13
Çekimleme
[düzenle]

Türetilmiş kavramlar

[düzenle]

katletmek, katliam

Çeviriler
[düzenle]
insan öldüren kişi


Kaynakça

[düzenle]
  • Kubbealtı Lugatı'nda "KATİL :"
  • Nişanyan Sözlük'te: katil.


Malayca

[düzenle]

katil

  1. (mobilya) yatak