İçeriğe atla

göbek

Vikisözlük sitesinden
Ayrıca bakınız: göbək

Türkçe

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Eski Türkçe. Diğer lehçelerde aynı organ için daha çok kindik tercih edilmiştir. Kelimenin kökü tam olarak anlaşılamamakla birlikte söz konusu organın şişme, kabarma niteliğine bakılarak, DLT. köpçük (eyerin ön ve arka yastıkları) ve köpük kelimeleriyle, ortak köp kökünden köp-ek > göbek biçiminde türetildiği ihtiyatla söylenebilir. Ancak bu kökün tarihi metinlerde çok anlamıyla kullanılan köp ile aynı olup olmadığı anlaşılamamaktadır.

göbek (belirtme hâli göbeği, çoğulu göbekler)

Göbek (1)
Adam, göbeğini tutuyor.(2)
Meyveyi, tam göbeğinden kesmişler. (4)
Cami kubbesinin göbeği (5)
  1. (anatomi) İnsan ve memeli hayvanlarda göbek bağının düşmesinden sonra karnın ortasında bulunan çukurluk.
    • Düğmeleri birer birer açtı göbeğine dek. - Z. Selimoğlu
  2. Yağ bağlamış şişman karın.
    • Halis ağabeyimizin göbek, gerdan yerindeydi; oturduğu koltuğu dolduran bir güzel insandı.
      — Mustafa Çiftci, 2026, “Sarı Leblebi Yiyerek Zayıflamak Olur mu?”, Türk Dili, 890. sayı, s. 16
  3. Şehir, ülke vb.nin orta kısmı
    • Bir an durdum, et­rafıma baktım. İstiklal Caddesi'nin göbeğindeydim.
      — Oktay GÜZELOĞLU, 1997, Beyoğlu'nda Garibanın Otopsisi Yapılmaz, s. 108, Hiç Yayınları
  4. Bazı sebze ve meyvelerin orta kısmı.
    • Salih, geceden kestiği karpuzların göbeklerini ayırıyor, çekirdeklerini çıkartıyor bir tepsiye diziyor dolma dizer gibi...
      — Halit ÇAPIN, 1996, “Meyhane Vaziyetleri”, Öküz, 16. sayı, s. 4
  5. Bahçe, halı, tavan, tepsi vb. süslü şeylerin ortalarındaki biçim.
    • Oymalı tavanın toparlak göbeği, buğday değirmeni gibi dönüp duruyordu başının üstünde.
      — Meliha YILDIRIM, 2024, Remil, s. 37, Alakarga Sanat Yayınları
  6. (kara ulaşımı) Hızı azaltarak trafiği yönetmek amacıyla bir kavşağın girişine yerleştirilen çember veya üçgen biçimindeki ada.
  7. poyra.
  8. değirmen taşının ortası
  9. Kilitleme sistemlerinde, anahtar dişlerinin tam olarak birbirine oturduğu pirinç yuva.
  10. (anatomi) Dölütte, yumurtanın dölüt dışında kalan bölümlerle ilişkisini sağlayan organların çıktığı yer
  11. (aile) kuşak, nesil, batın
    • Bu geniş ailenin her göbeğinde ayrı ayrı kurbanlar vardı. Behçet Bey, Atiye Hanım, Doktor Refik, Medine'de ölen Salâhaddin Reşit Bey...
      — Ahmet Hamdi TANPINAR, 2022, 39. baskı, Huzur, s. 149, Dergâh Yayınları
  12. (mühendislik) Ön ve arka tekerlerin ortasına oturtulmuş mil üzerinde dönen ve teker tellerinin takılmasına yarayan parça.

Çekimleme

[düzenle]

Türetilmiş kavramlar

[düzenle]

akciğer göbeği, ayva göbek, ayva göbekli, göbek adı, göbek bağı, göbek dansı, göbek havası, göbek kordonu, göbek odunu, göbek otu, göbek taşı, camgöbeği, hanımgöbeği, iç göbek, hanımgöbeği, kadıngöbeği, koyungöbeği, kuzugöbeği, yedi göbek

Deyimler

[düzenle]

göbek bağlamak, göbek çalkamak, göbek salmak, göbek salıvermek,

Çeviriler

[düzenle]

organ

Kaynakça

[düzenle]

Çağatayca

[düzenle]
  1. orta, , kam, merkez, kindik

Gagavuzca

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Eski Türkçe köbäk

göbek

  1. (anatomi) göbek

Kaynakça

[düzenle]
  • KÚNOS, Dr. Ignaz (1902). Şeyh Süleyman Efendi, Çağatayca-Osmanlıca Sözlük. Budapeşte: Section Orientale de la Société Ethnographique Hongroise.